Avrupa çoğu zaman bir coğrafyadan fazlası olarak anlatılır: bir değerler bütünü, bir gelecek vaadi, bir içerisi. Her içerisi gibi onun da kapıları ve eşikleri vardır.
Birliğin normatif dili eşitlik, hukuk ve haklar etrafında kurulur. Fakat bu ilkelerin sınırda, göç rejiminde ya da aday ülkelerle ilişkide nasıl uygulandığı anlatının tutarlılığını sınar.
Avrupa’yı yalnızca ideal ya da yalnızca ikiyüzlülük olarak okumak yerine, çıkarlarla değerlerin nasıl pazarlık ettiğine bakmak daha açıklayıcıdır. Politika tam da bu gerilimde görünür olur.
Soruyu ‘Avrupa nedir?’den ‘Avrupa kim için nasıl çalışır?’a çevirdiğimizde aidiyetin hukuki, ekonomik ve duygusal katmanlarını aynı karede görmeye başlarız.
Gizem Onay
@gizem_politics
